Simülasyonun içinde yaşıyor olabilir miyiz?
insanlık tarihinin en büyük merakını gerçekliğin ne olduğunu 13 kat filminin felsefesini idrak etmeye ve etrafınızdaki her şeyi irdelemeye başlayacağız
Film, Descartes ünlü sözüyle başlıyor I Think There Form I’m
Bu cümlenin Aslında nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz?
Descartes sorular sormaktır varlığını anlamak için ve İnsanda akıl ve nutk vardır Emin olamam ve rüya ve hayal görüyor olabilirim ve muzip bir şeytan benimle oyun oynuyor olabilir kuşku duymayacağım tek şey bir şey düşünüyor olmam Rüya gördüğümü benimle alay edildiğini ya da bir bedenimin olmadığını düşünsem bile bu böyle işte buldum Düşünüyorum öyleyse varım İslam dünyasında ise insana hayvan-ı nâtık, yani düşünen mahlûk demeleri ve İnsan da biyolojik olarak hayvanlar gibi bir varlıktır. Ama onlardan en büyük farkı, insanın bedeni yanında ruhu bulunması, düşünebilmesi, bütün hadiseleri aklı ile muhakeme edebilmesi, aklı ile karar vermesi ve bu kararı icra edebilmesi, iyilik ve fenalığı ayırabilmesi, hata işlediğini anlayabilmesi ve bunun için pişmanlık duyması ve benzeri gibi üstünlükleridir.Yani büyük bir benzetim içinde yaşadığımızı farz edersek bizi bu sahte evrenden ayıran şey düşünmek olmalıydı şimdi filmimizin hikâyesine geçiyoruz uzun bir yolculuktan sonra geri döndüğümüzde Descartes daha düşüneceğiz filmimizin Ana karakterlerinden Hannon Fuller bir bilim insanıdır kurduğu şirketin 13 katında mantık sınırlarımızı zorlayabilecek bir çalışma tasarlıyor uzun yıllardır devam eden Bu çalışmanın amacı Tıpkı yaşadığımız dünyaya benzer bir benzetim oluşturmak bildiğimiz sanal gerçeklik teknolojisiFakat bu benzetim bildiklerimizden ayıran çok bir detay var benzetimi bizim gibi gözlükten seyretmiyor gerçekten bazı insanlar bu dünyayı seyretmeye gelmiş J neyse, Bir makinenin içerisinde uykuya dalarak gözlerini simülasyonun içinde açıyorlar Yanlış duymadınız 2 saat boyunca kendi yarattıkları yapay dünyada yaşayabiliyorlar 2 saat çünkü gerçeklik algısını kaybetmemek için Hannon korkunç bir gerçeği keşfetmişti ve bildiklerini hiç kimseye anlatamazdı onun için kendince akıllıca sayılabilecek bir plan yaptı Douglas adlı arkadaşına bir mektup bıraktı yalnız mektubu simülasyonun içine girerek bir bar görevlisine emanet etti sisteme sadece kendisi ve arkadaşı girebilecekti Ana karakterimiz her şeyi gizlilikle yürüttüğünü fakat korktuğu kabusun onu bulması uzun sürmedi sokakta defalarca bıçaklanarak öldürüldü korktuğu kişiler onun tahmin ettiğinden daha güçlüydü ve sonunu getirmeleri kolay olmuştu Douglas haberi öğrendiğinde oldukça şaşırıyor Çünkü çevrelerinde hanan sevmeyen kimse yoktu yıllarca beraber çalıştığı patronunun her şeyden önce dostunun başına gelenleri bir türlü anlam veremiyor davayı araştıran Dedektif Mc onun üzüntülü halini gördüğünde sigara uzatıyor Douglas da kullanmadığını söyleyip kibarca reddediyor böyle sıradan bir ayrıntıyı neden belirtme gereği duydum ileride yazacağımmm gizemli ölümün peşine düşen Dedektif Mc, Douglas la beraber Hannah’ın şirketine gidiyor ona sorular sorarak yaptıkları işi anlamaya çalışıyor fakat Douglas kaçamak cevaplar veriyor şirketin iç işleri bu kadar iyi korunurken Hannah’ın henüz kimsenin bilmediği sırrının öğrenilmesi göründüğünden daha şüpheli Üstelik enteresan olaylar burada bitmiyor şirkete daha önce douglas’ın bile görmediği inanılmaz güzel bir kadın geliyor isminin Jam fuller olduğunu öğrenince Hanon Fuller’in kızı olduğunu anlıyoruz babasının ölüm haberini alınca yurt dışından gelmiştir Douglas o güne kadar hannah’ın bir kızı olduğunu bilmiyordu fakat içinde anlam veremediği bir his var Jane daha önce gördüğünü Hatta tanıştığını düşünüyor bir mantığa oturtamıyor Eğer sistemi kapatmak isteseydi onu anlatırdı diye düşünüyor bu noktada janeen ürkütücü bir cümle duyuyoruz sana benden bile bahsetmemiş bu cümleyi duyan Douglas kendinden emin olmayı sonunda bırakıyor dostunun ona Söylemediği Sırların peşine düşer ve aramak için simülasyonun içine girmeye karar veriyor makinenin içinde uykuya dalmadan önce ondan çok vurucu bir cümle duyuyoruz artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum bu replik birçok gerçeliği sorgulayan filmde geçmektedir. hayatını bir simülasyon geliştirmeye adadığı için artık tek bir gerçekliğe inanmıyor filmleri diğer gerçeklik algısını sorgulayan filmlerde olduğu gibi izleyenler gerçeklik şüphesi insanın aklına bir kez girdiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz aynı zehir Douglas’ın da zihninde dolaşmaya başlamıştır ve artık geri dönüş yoktur simülasyonun içerisinegirdiğinde durum daha da karmaşık hale geliyor Çünkü her şey sandığından daha görkemlidir çalışırken bir bilgisayar oyunu gibi görünen bu simülasyon içerisine girdiğinde onun gerçekliği haline gelmiştir Bu durum oldukça ürkütücü fakat ilerleyen sahnelerde çok daha enteresan bir durumla karşılaşıyoruz Filmin başında hannanin mektubunu barda çalışan görevliye verdiğini hatırlatırım fakat Douglas onun yanına geldiğinde bir mesaj ya da not bırakılmadığı söylüyor bu oldukça gerilim dolu bir sahne Douglas gerçeği bilmediği için başına bir şey gelebilir mi diye sürekli endişeleniyor douglas’ın nefes ritminin bozulması ve başının dönmesiyle tansiyon iyice artıyor barmen içeceğine zehir falan koymuş olabilir mi diye düşünüyorsanız pek öyle değil simülasyonun içine girdiği süre iki saate yaklaştığı için vücudu problem çıkarmaya başlıyor fakat problem çıkaran tek şey simülasyon değil gerçek hayata döndüğünde Polisler onu gözaltına alıyor hanonun cinayetten hemen önce Douglas la iletişim kurmaya çalıştığını biliyoruz Hatta katil onu bulduğunda douglas’ı sessi mesaj bırakmaya çalışıyordu polisler bu şüpheli durumun üzerine bir teori inşa etmişler hannon simülasyon çalışmalarını durdurmak istediğinde douglas’ın buna karşı çıkıp patronunu öldürdüğünü düşünüyorlar ayakları tam olarak yere basmayan bir senaryo fakat asıl tutarsızlık başka bir yerde tutuklanan douglas’ı birçok sahnede sigara içerken görüyoruz hatırlarsanız Filmin başında sigaraya karşı oldukça net bir tavır göstermiş ve kullanmadığını söylemişti üzüntüden başlamıştır belki diye düşünüyorsanız ilk kez sigara içen biri bu kadar rahat olamaz ben hayatı boyunca sigara içmemiş biri olarak dumanından bile inanılmaz rahatsız olurum Üstelik Douglas o dumanı ciğerlerine çekiyor mutlaka birkaç kez öksür sürmeli ve zorlanmalıydı Yani daha önce de söylediğim gibi sigara meselesi öylesine koyulmuş bir ayrıntı değil sebebini filmin sonunda karakterimizi hapisten kurtaran kişi Jane oluyor beraber yemeğe çıktıklarında Douglas içinden atamadığı o güçlü hissin etkisine kapılıyor jane’in gözlerine bakarken Aynı cümleyi yine tekrar ediyor neden daha önce tanıştığımız hissediyorum Jane douglas’ı çok önemli bir cevap veriyor Belki de tanıştık başka bir hayatımızda masadan kalkıp dans etmeye başladıklarında bu Metafor üstüne konuşmaya devam ediyorlar dans etmeyi bilmeyen birine göre iyisin belki öğrenmişimdir başka bir hayatımızda bu akıllıca cevaptan sonra douglas’ın hislerinin karşılıklı olduğunu anlıyoruz Jane önceden tanışmış gibi hissetmenin ilk görüşte aşkı simgeleyen bir Dejavu olduğunu söylüyor Bu çok güzel bir düşünce insanlık var olduğundan beri Dejavu hissinden yoğun bir şekilde etkilenmiştir İçinde bulunduğumuz anın daha önceden yaşanmış bir hatıranın tekrarı olması Fikri kulağa delice geliyor mistik tarafını daha sonra detaylı şekilde konuşuruz önce bilimsel bir bakışla inceleyelim Dejavu meselesine kafa yoran tek kişi Jane ya da Douglas değil Elbette psikoloji biliminin önemli temsilcilerinden Sigmund Freud günlük yaşamın Psikopatolojisi eserinde oldukça güzel bir açıklama yapmıştı Dejavu duygusu bilinçaltındaki bir hayalin hatırlanmasıdır Herkesin kendi deneyimlerinden bildiği üzere bilinçli Hayaller olduğu gibi bilinçaltı hayalleri de vardır Rüya ile izah edilir. Beynimiz gördüğümüz birçok şeyi kaydeder bazıları bilinç düzeyinde kaldığı gibi Bazıları da bilinç altına depolanır yanidaha önceden gördüğünüz duyduğunuz veya hayal edip unuttuğunuz şeyler yok olmuyor sizinle beraber yaşamaya devam ediyor öte yandan daha önce benzer bir deneyim yaşadıysanız o an yaşadığınız olay size Dejavu hissi verebilir Yani bu kavramın yanılma payı ve gerekçeleri oldukça fazla yine de insan her zaman Gerçeküstü şeylerin peşinde koşar içinde yaşadığı ve zaman zaman sıkıldığı hayatın Aslında daha heyecan verici olabileceğini düşünmek ister bu yüzden mistik şeylere inanmaya oldukça Müsait bir canlıyız bahsettiğim mistik inanışlarda biri de 13 sayısı ile ilgili bildiğiniz gibi birçok kültürde İnsanlar 13 sayısının uğursuzluk getirdiğine inanırlar bu korku öylesine büyüktür ki bazı otellerde veya yüksek binalarda 13 katın olmadığını görüyoruz bazı de 13 kat yapılsa bile bu kata farklı bir sayı ya da isim vermişler kulağa komik gelebilir batıl inançlar bildiklerimizin ötesine geçmeye çalışan bu ürkütücü çalışmanın Başımıza bir uğursuzluk ya da daha rasyonel bir ifadeyle bela getirmesi muhtemel fuller’in öldürülmesi bu sıkıntıların sadece başlangıcıydı dile olay yeni bir gerçeklik tasarlanmıştı ve bunun sonuçları büyük olacaktı Douglas hapisten kurtuldu fakat üzerindeki şüpheler hala devam ediyor Bu yüzden ipuçları Aramaya devam etmek için bir kez daha simülasyonun içerisine giriyor.
Bu sefer daha planlı hareket ediyor ve patronunun simülasyonun içindeki yansımasını buluyor Bu karakter Han’ın bilincinin taranması ile oluşturulduğu için aynı zamanda onun bilinçaltından izler taşıdığını söyleyebiliriz Douglas onu biraz zorladığında mektubu barmane bıraktığını öğreniyor ve bu iki karakter arasındaki gerilim bir kez daha yükseliyor Ashton isimli Barman douglas’ı bir silah doğrultuyor mektubu okuduğunu ve her şeyi bildiğini söylüyor Evet her şeyi belki simülasyonun ne olduğunu bilimsel olarak anlayamıyor fakat yaşadığı dünyanın koca bir yalandan ibaret olduğunun farkında mektupta yazanları tek tek yaptığını anlatıyor arabaya binip gitmeyi hiç düşünmediği bir yere sürdüğünü önüne çıkan tabelaları ve barikatları yıkıp ne olursa olsun durmadığını söylüyor vardığı noktada da onu dehşete düşüren bir gerçekle karşılaşmıştı gerçekliği sadece bir illüzyondan ibaretti Çünkü simülasyonun bazı sınırları var henüz tüm haritanın kodlarını yazmamışlar ve dünya bir noktada sona eriyor Ashton hannon ve douglas’ı oldukça Öfkeli fakat douglas’ın hissettiği tek şey şaşkınlık Çünkü mektup Aslında ona yazılmıştı ve yazanlara anlam veremiyordu patronun neden ona simülasyonun sınırlarını anlatsın ki zaten sistemi tasarlayan kişilerden biri ve her evresinde oradaydı işte hikayenin bu noktası dehşete düş gereken kısım Çünkü hannon simülasyondan değil gerçek dünyadan bahsediyordu Daha doğrusu gerçek sandıkları dünyadan filmin Başından beri gerçek zannettiğimiz dünya Aslında Onların yaptığı gibi tasarlanmış bir simülasyondan ibaret Douglas Güç bela 13 katta uyandığında Ashton la yaptığı konuşmanın etkisinden çıkamıyor sadece birer koddan ibaret gördüğü ve kendi tasarladığı insanların Aslında pek farkının olmadığını anlıyor çünkü aynı şekilde birileri de onları tasarlamıştır aklına saplanıp kalan bu şüpheye daha fazla katlanamıyor arabasına binip yaptıklarını tekrar ediyor gitmeyi hiç düşünmediği bir yere sürüyor karşısına çıkan tabelaları ve barikatları ezip geçiyor kendi dünyasının da sonu olduğunu her şeyin bir yazılımdan ibaret olduğunu gözleriyle görüyor Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu hayal edin yaşadığınız tüm hatıraların hissettiğiniz tüm duyguların bir yalandan ibaret olduğunu hissedersiniz Çünkü sıır ve birlerden oluşan kodlardan fazlası değilsiniz ya bizim hayatım da bir simülasyona diye düşündüysen bunu anlamanız pek mümkün değil Çünkü Ashton ya da Douglas gibi yazılımın sonuna araba süremezsin bırakın arabayı ulaşabileceğiniz en yüksek hıza Yani ışık hızına ulaşsın bile varoluşun sonuna gidemezsiniz Çünkü bildiğiniz gibi evrenimiz sürekli genişliyor Üstelik Işık hızından daha süratli şekilde hevesinizi kırdığım için üzgünüm Bu deneyi belki yapamıyoruz fakat yine de gerçekliği sorgulayamaz oldukça karışık bir konu bu yüzden dikkatinizi tamamen toplamalı ve bana odaklanmalı sınız bildiğiniz gibi sinema gerçekliğin yeniden üretilmesidir bir film tasarlarken bizim halihazırda yaşadığımız hayata alternatif bir dünya kurarız izlerken de iki saatliğine kendi dünyamızı bırakıp filmlerin içinde yaşarız şimdi sizleri sinema tarihinin başına götürüyorum bilinen ilk film olan trenin gara girişini hiç duymuş muydunuz filmin süresi tahmin edebileceğiniz gibi bir dakika civarı zaten o zamanki imkanlarla Ancak bu kadarı yap yapılabiliyordu trenin istasyona yaklaşmasını gösteren basit bir konusu var fakat meseleyi ilginç hale getiren şey bu film sinemada gösterildiğinde insanların verdiği tepkileri daha önce fotoğraftan ve resimden başka bir şey görmeyen halk trenin hareket ettiğini görünce Panikleme başlamamıştı gerçekten trenin onları ezeceği düşündüler ve korkuyla etrafa kaçıştılar bunun ne kadar önemli bir mesele olduğunu size şöyle açıklayayım o günlerde insanlık fotoğrafların veya resimlerin hareket edebileceğini hayal bile edememiş Onlara göre trenin hareket etmesi gerçeğe dönüşmesi demekti ve tehlikede olduklarını hissettiler gerçekliğin ne kadar öznel bir şey olduğunun farkında mısınız Bizler gerçekliği gördüklerimize göre algılıyoruz Peki ne gördüğümüzden tam olarak emin miyiz platonun idealar dünyasını bilirsiniz Hayatta Her nesnenin zihnimizin içerisinde bir yansıması olduğunu anlatır Örneğin bir çiçek hayal edin gördüğümüz dokunabildiğimiz ve koklayabilir içerisinde bir İmge oluşturur onu gerçekte var olduğu haliyle değil Aklımızın içindeki imgeyle algılarız Tıpkı sinemadaki insanların treni filmdeki haliyle değil akıllarında oluşturdukları tren imgesine göre değerlendirmesi gibi Dolayısıyla bildiklerimiz sadece zihnimizdeki bir yansımadan ibaret daha anlaşılır olması için meseleye biyoloji tarafından bakalım gözler gerçeği yansıtan bir vasıta değil duyular da gerçeği aktaran
araçlar değil biz topladığımız verileri beynimizde anlamlı bir görüntüye sese ya da hisse dönüştürüyoruz Her şey bu kadar öznel bize Şüphesiz bir gerçeklik gibi gelmesi toplum etkisinden kaynaklanıyor Çünkü Bir portakalı herkes turuncu görüyor Ve onun turuncu olduğuna kesinlikle Emin oluyoruz fakat bazı istisnaları gördüğümüzde zihnimizdeki
gerçeklikle ilgili bazı şüpheler oluşuyor Bu sefer çok uzağa gitmeye gerek yok meşhur elbise fotoğrafınıhatırlarsınız bazıları bu kıyafeti mavi siyah görürken bazıları da beyaz ve altın sarısı görüyordu aylarca gündemden düşmemişti ve herkes kendi gördüğü dışındaki seçeneği edemiyorlardı İşte insan doğasına dair güzel bir örnek algılarımı bildiklerimize ve inandıklarım ufak bir Kıyafet konusunda bile o kadar bağlıyız ki evrenin kendisiyle ilgili bildiklerimizi gözden geçirmeyi çoğu zaman hayal bile edemiyoruz Douglas da çok benzer bir durumda O bir simülasyon tasarımcısı ve bu konuda en çok bilgisi olan insanlardan biri fakat kendi yaşadığı dünyanın da bir simülasyon olabileceğini Hayal dahi edememişti Çünkü hayatını düşünmeden gerçek kabul etmişti öznel gerçekliğine o kadar inanmıştı ki sorgulamaya gerek bile
duymamıştı hakikatin farkına vardığında jayle buluşuyorlar Çünkü birdenbire ortaya çıkan Jane karakteri Aslında douglas’ın yaşadığı dünyanın tasarımcılarından biri zaten asıl tasarımcı da onun eşi David fark ettiyseniz birine benziyor Douglas jane’in eşinin görüntüsü ve bilinci taranarak tasarlanmıştı Tıpkı douglas’ın kendisinden yola çıkarak oluşturduğu Ferguson isimli karakter gibi Nasıl ki Douglas simülasyonun içine girdiğinde
Ferguson’un yerine geç a David De douglas’ın yerine geçiyordu film bize bu gerçekle ilgili bir sürü ipucu vermişti Aslında Filmin başında özellikle altını çizdiğim sigara sahneleri gibi Douglas sigara kullanmadığını özellikle belirtmesine rağmen bazı sahnelerde elinde sigarayla izliyorduk Bu da david’in douglas’ın vücudunu ve bilincini birçok kez ele geçirdiğini gösteriyor hatırlarsanız polis fulleri bıçaklayan kişinin Douglas olduğundan şüpheleniyorsak oluşturdukları gerekçeler tutarsız ve manasızdı bunun sebebi Cinayeti işleyen kişinin Douglas değil David olması Peki neden böyle bir şey yaptı diye düşünüyorsanız cevap çok açık fuller kendi yaşadıkları dünyanın da bir simülasyon olduğunu fark etmişti bu durum simülasyonun dengesini bozabilecek kadar önemliydi David bu şüphenin diğer insanlara da bulaşmaması için fuller öldürdü ve tehlikeyi ortadan kaldırdı ya da en azından öyle sanıyordu fuller’in ölmeden önce bıraktığı mektup douglas’ın şüphelenmesi ve gerçeği anlamasına sebep oldu bu bir tesadüf
değil arkadaşlar Çünkü karakterimiz david’in karakter profilinin bir yansıması Yani douglas’ı onun bilinçaltı gibi düşünebilirsiniz david’in bildiği her şeyi zihninin derinliklerinde o da biliyor zaten Tıpkı David gibi simülasyon tasarlaması da bu yüzden binlerce meslek varken yeni bir gerçeklik yaratmayı seçiyor kendini gerçekleştiren Kehanet gibi yaratıcısının bir benzerine dönüşüyor farklı oldukları noktalar yok mu derseniz Elbette var David simülasyonu oluşturduktan sonra kendini tanrı gibi hissetmeye başlamamıştı insanların
hayatlarına müdahale etmekten keyif alıyordu bu gücü iradeli şekilde kullanamadı zamanla acımasız ve kötü birine dönüştü Jane Eşinin bu değişiminden rahatsızdı tanıdığı adamdan Geriye hiçbir şey kalmamıştı simülasyon oluşturulduğundan beri douglas’ı izliyordu ve ona eşinin iyi kalpli olduğu zamanları hatırlatıyordu Bu yüzden douglas’ı aşık olmayı engelleyemedi simülasyonun içerisine girdi ve her fırsatta onunla zaman geçirmeye çalıştı Dougles hakikati öğrendikten sonra karşı karşıya geldiklerinde oldukça dokunaklı bir cümleyle karşılaşıyoruz beni nasıl sevebilirsin Ben gerçek bile değilim Bir Hayale Aşık olamazsın sen bildiğim her şeyden daha gerçeksin filme rasyonel bir gözle bakmak gerek unutmayalım.
devamı gelecek