Filmin başında, ana karakterlerimizden biri olan Suzan’ı televizyon izlerken seyrediyoruz Televizyonda “Bugünlerde kendimizi azla yetinmeye alıştırdık” repliğinin tekrar tekrar  işitiyoruz. Suzan bu cümleden oldukça etkileniyor. Aslında, Suzan başarılı bir kadın ve imkânlarıyla yaşam şartları oldukça iyidir, bu yüzden “azla yetinmek” cümlesinden neden bu kadar etkilendiğini anlayamayabiliriz Suzan, televizyonu kapatıp içeri geçtiğinde, çalışanlarından biri ona kargonun geldiğini, Kargo paketinin içinden ” Nocturnal Animals” yani “gece hayvanları” isimli bir roman çıkıyor. Bu romanı Suzan’ın eski eşi Edward yazmıştır ve ona gönderdiği notta romanı Suzan’a hitap ettiğini belirtmiştir. Çünkü Suzan yıllardır uyku problemi çekmektedir ve beraber oldukları dönemde geceleri hiç uyuyamadığı için Edward ona “gece hayvanı” lakabını takmıştır. Roman yakında çıkacaktır,

Edward ilk olarak Suzan’ın okumasını istemiştir. Sizce bir roman ne kadar iyi olabilir? Eminim hepinizin sevdiği güzel romanlar vardır, Suzan, romanı incelerken içeriye eşi giriyor ve Suzan’a Edward’ın romanını gönderdiğinden bahsediyor. Eşi başta Edward’ı hatırlamıyor, Suzan “eski eşim” diye hatırlattığında “Görüşmeyeli 20 yıl olmuş mudur?” diye soruyor, Suzan da hemen “19” diye yanıt veriyor ve birkaç sene önce Edward’ı ama yüzüne kapattığını belirtiyor. Buraya dikkat edelim, eşi “20” diye yuvarlak bir rakam söylerken Suzan, ne kadar süredir görüşmediklerini ezbere biliyor, yani anlıyoruz ki Suzan ve Edward ayrılırken önemli şeyler yaşanmış ve Suzan yaşananları unutmamış. Konuşmanın devamında Suzan, önceki gün düzenlediği galeriye neden gelmediğini soruyor, eşi bahaneler sıralarken Suzan “15 dakika bile benim için yeterli olurdu” diyor. Böylece anlıyoruz ki eşi ilgisiz bir adam ve Suzan’ın evliliği sıkıntılı bir durumda. Suzan, tavrına rağmen çabalayarak evliliğini ayakta tutmaya çalışmaktadır, fakat tüm çabaları sonuçsuz kalıyor. Suzan, beraber vakit geçirme planları yaparken eşi bir iş gezisine gideceğini söylüyor. O günün gecesinde Suzan yine uyuyamamıştır, canı sıkıldığında gözlüğünü takar ve Edward’ın romanını okumaya başlar. Bu sahneden sonra filmin bazen de  günlük yaşamını göreceğiz, bazen de romanın içindeki hikayeyi takip edeceğiz, son olarak da gerektiği sahnelerde geçmişe gideceğiz, Romanın ilk sayfasında Suzan için yazdığını görüyoruz. Çünkü Suzan’ın Edward’ı terk etmesi bu romana ilham olmuştur. Edward, çektiği acıları romana yansıtmıştır. Romanın hikayesinde bir ailenin gece yolculuğuna çıktığını görüyoruz, filmde romanın ana karakteri Tony ve Suzan’ın eski eşi Edward’ı oynuyor. Tabii ki tesadüf değil, çünkü Edward romanı kendi hislerinden yola çıkarak yazmıştır. Çok güzel bir aile, keyifli bir yolculuk yapmayı planlarken işler kötüye gitmeye başlıyor. Yolda serserilerle dolu iki araç önlerini kesiyor, bu sahnede başlarına bela geleceği çok açık ve Tony’nin ailesini koruması gerekiyor. Serserilerden biri Tony’nin arabasının lastiğinin patlak olduğunu söylüyor, onlar için tamir edeceklerini söyleyip arabadan inmelerini istiyor. Tony ailesine arabadan inmelerini söylüyor, çünkü eşi ve kızına zarar vermemeleri için serserilerin söylediklerine itiraz etmemeye çalışmaktadır. Bu sahne beni her zaman çok etkiliyor, çünkü yaşananlar, eminim ki aramızdaki birçok kişinin en büyük korkusudur. Ana yolun ortasında, telefonun bile çekmediği bir yerdeydiler ve Tony’nin eşi ve kızını korumak için yapabileceği pek bir şey yoktu. Serseriler sayıca fazlalar ve silahlı olup olmadıkları da belli değildi. Kızını rahatsız ettiklerinde Tony onları uzaklaştırmaya çalışıyor, fakat iki kişi onu tutuyor. Ne olursa olsun, konu aile olduğunda insanın canı pahasına onları koruması gerekir. Fakat Tony zayıf ve mülayim bir karakter, yaşananları engel olamayınca serseriler kızını ve eşini arabaya bindirerek kaçırıyor. İşte bu detay çok önemli, çünkü roman daha ilk sayfalarında Suzan’ın canını acıtmaya başladı bile. Tesadüf mü? J Çünkü…Edward’ın amacı buydu Romanla ağır ağır acı vermeye başlıyor

İlerleyen sahnelerde bu etki daha da artacak. Suzan, romandaki olaylardan etkilenip eşini arıyor. O sırada eşi, bir kızla oteldedir ve Suzan’ı aldatmaktadır. Suzan, durumu fark edince içinde bulunduğu ruh hali giderek kötüleşmeye başlar. Roman’da yaşananları da aklından bir türlü atamadığı için okumaya devam eder. Ailesi kaçırıldıktan sonra, serserilerden biri Tony ile beraber boş arabaya biner, Tony’e gideceği yolu tarif ederek sürmesini ister. Sonrasında da ıssız bir yerde Toniği bırakarak kaçar. Tony çaresiz bir halde hem ailesini kaybetmiş, hem de onlara ulaşamayacak kadar uzak bir mesafededir. Sabaha kadar yürür ve karakola ulaşır. Olanları polise anlattıktan bir sonraki gün, Tony dava için yönlendirilen Dedektif Babil ile tanışır. Bobby ile beraber çevreyi araştırdıklarında, Tony’nin eşi ve kızını öldürülmüş ve kıyafetsiz bir şekilde bulurlar. Tony çok büyük bir acı içerisindedir, fakat utancı, acısının bile önüne geçmiştir. Ailesini koruyamadığı için kendinden tiksinmektedir. Sahneyi okuyan Suzan da oldukça kötü hisseder. Roman, ona ciddi şekilde zarar vermeye başlamıştır. Suzan, bu sefer endişe içinde kızını arar. O sırada kızı, erkek arkadaşıyla uzanmaktadır. Dikkat ederseniz, sahnede kızın duruşu, romanda Tony’nin ölen kızı ve eşine benzemektedir. Tabii ki, bu sahnede bilerek tasarlanmış bir benzerlik. Suzan’ın eşi ve kızına ne kadar uzak olduğunu simgeliyor. Ailesi belki öyle değil, ama Suzan’ın hayatı için ölüden farksızlar. O sırada, Suzun Edward ile eski bir hatırasını düşünmeye başlar. Böylece biz de geçmişlerine öğrenmeye başlıyoruz. Edward ile aynı okula gitmişlerdir, fakat sonradan yolları ayrılmıştır. Bir gün sokakta tesadüfen karşılaşıp sohbet etmeye karar vermişlerdir. Yemeğe çıktıkları zaman, Edward’ın ilk aşık olduğu kız olduğunu söyler. Edward, çok kibar, centilmen ve romantik biridir. Suzan, onu yıllar sonra tekrar gördüğü için mutludur. Çünkü geçmişte, o da Edward’dan hoşlanmaktadır. Birbirlerini yıllar sonra bulunca, beraber olmaya karar verirler ve ilişkileri başlar. Bu güzel anıyı hatırlamak, onu hüzünlendirir. İçinde bulunduğu hayat ve evliliğinden mutsuzdur. Edward’ı hatırladıkça daha da üzülür. Bu yüzden, Edward’dan bir hediye olan romanı okumaya devam eder. Fakat, bildiğiniz gibi, bu hediye pek neşeli sayılmaz. Eşi ve kızı öldürülen Tony için artık hayatta tek bir amaç kalmıştır: ailesini öldürenleri bulmak. Dedektif Baby, ona bu süreçte yardım eder. Toniği, ıssız yere bırakıp kaçan Lu isimli serseriyi bulur ve sorgular. Tony’nin hikayesine üzülür ve kendilerini bu davaya adamıştır. Suçlulara karşı da oldukça serttir. Doğuyu konuşturarak, diğer suçluları yakalamayı amaçlar.

Suzan, Edward’ın üzüldüğünü gördüğünde ona teselli etmeye çalışır. “Sen harika birisin, hassas ve romantiksin,” der. Ancak Edward, Suzan’ın sözünü keserek “Zayıfım,” der. Çünkü Suzan, ona duygusal biri olduğu için defalarca haksız yere “zayıf” olduğunu hissettirmiştir. Romanda “zayıf” hissetmeyi bu kadar vurgulamasının sebebi de budur. Suzan, ona zayıf demek istemediğini belirtince, Edward çok kilit bir soru sorar: “Beni seviyor musun, Suzan?” Yılgın bir şekilde “Seviyorum,” der. Edward, Suzan’ın sevgisini kabul eder, ancak daha sonra Suzan’ı terk eder.

Bir başka sahnede, Suzan okulda başka biri ile tanışır. Diğer kişi Edward’dan daha yakışıklı, daha girişken ve daha varlıklı biridir. Bu yüzden Suzan, Edward’ı terk eder ve yeni bir ilişki yaşamaya başlar. Ancak Suzan, henüz başına geleceklerin farkında değildir.

Peki, bunlar Edward’ın bir intikam romanı yazması için yeterli mi? Aslında yeterli, ancak Suzan’ın yaptıkları bununla sınırlı değildir. Suzan hamiledir ve kürtaj yaptırarak Edward’ın bebeğini öldürür. Daha sonra, yeni erkek arkadaşının kollarında teselli bulmaya çalışır. Ancak bu yaptıklarından erkek arkadaşının haberi yoktur.

Bu sırada Edward, her şeyi öğrenmiştir ve yağmur altında acı içinde onları izler. Roman boyunca, Suzan’ın yaşadığı her acı, onun Edward’a yaptığı haksızlıkların bir yansımasıdır. Edward, Suzan’ın yaptıklarını hatırlatmak ve ona acı çektirmek için romanı yazmıştır.

Suzan, romandaki ölen eşin kendisini temsil ettiği şeyi anlar. Çünkü gerçek hayatta, Suzan’ın yaptıkları ölen eşin ölümüne benzer. Suzan, Edward’ı terk ettiği için ona göre ölüden farksızdır.

Babi karakteri, Edward’ın intikamını daha fazla umursar. Çünkü romandaki Babi karakteri, Edward’ın erkeklik gururunu temsil eder. Edward, Suzan tarafından ihanete uğradığı için gururu incinmiştir. filmdeki detaylar ve karakterlerin ilişkileri, Edward’ın intikamını ve Suzan’ın yaşadığı acıyı anlatır. Sonunda, Suzan Edward’la buluşmak istediğini söyler, ancak Edward gelmez. Suzan, yaşadığı acıların ve yaptıklarının bedelini öder. Suzan’ın yaşadığı acılar ve Edward ile olan ilişkisi daha da derinleşiyor. Romanın açılış sahnesinde Suzan’ın elini kesmesi, hikayenin başından itibaren Suzan’ın hayatında bir tür acı ve huzursuzluk olduğunu gösteriyor. Televizyonda duyduğu cümle, Suzan’ın hayatındaki boşluğu ve yalnızlığı vurguluyor. Sahip olduğu her şeye rağmen, içindeki boşluğu dolduramıyor ve mutsuz bir hayat yaşıyor.

Suzan, Edward’a bir mail atarak onunla görüşmek istediğini söylüyor. Ancak buluştukları restoranda Edward gelmez. Bu, Suzan’ın Edward’a duyduğu özlemi ve onunla olan ilişkisini tamir etmek isteğini gösteriyor. Ancak Edward’ın gelmemesi, Suzan’ın daha da büyük bir acı yaşamasına neden oluyor doktorun söylediği sözler, insan ilişkilerindeki önemi vurguluyor. Para, güç ve statü gibi dışsal değerler aslında önemsizdir; önemli olan, kalbinizin duygusal olarak tatmin olmasıdır. Suzan’ın yaşadığı acılar, onun kalbinin kırılmasını simgeliyor ve bu kırılma, onun ömrü boyunca acı çekmesine neden oluyor. Edward’ın konuşması da, Suzan’ın yaşayacağı acıları özetler nitelikte; ancak Suzan bunu anlayamıyor ve hatalı ilişkilerinde aynı hataları tekrar ediyor.

Hayattaki en önemli değerleri hatırlatır para, güç, statü, kariyer bunlar sadece bir araçtır insan ilişkilerinde önemli olan sizin için atan bir kalptir eğer o kalbi bile bile kırarsanız Tıpkı filmin protagonis gibi Ömrünüz boyunca acı çekmeyi hak etmişsinizdir.