Bazen yaptığınız bir hata tüm hayatınızı etkileyebilir. Hayattaki en büyük acıya şahit olmaya ve Casey AFFLECK oyunculuğunu yazacağım.
Filmin başında ana karakterimiz Lee, kapıcılık işleriyle uğraştığını ve karşılığında hiçbir ücret almıyor. garip bir durum değil mi ?
Lee, abisinin öldüğü haberini alınca ve hastaneye gider. Hastanede abisinin arkadaşının ağlamamak için kendisini zor tutmaktadır. Lee’nin yüzünde ise hiçbir ifade yoktur. Ne hissettiği ne düşündüğü bile belli değil. Yani Lee ile ilgili garip olan tek şey yaşam tarzı değil davranışları
Jo’nun ölümünden sonra yeğeni Patrick’i görmeye gider. Babasının ölümünü anlattıktan sonra “Onu görmek ister misin?” diye soruyor. Ardından görmeye gittiklerinde Patrick, kısa bir bakış atıp hızlıca dışarı çıkıyor. Patrick’in duygularını bastırdığını ve normal gözükmeye çalıştığını, yaşadığı büyük acıyla mücadele etme biçimi
Patrick’in velayetinin ona kaldığını öğrenince de şaşırıp “Bunu yapamam” diyor. Çünkü yeğenini Patrick’in sorumluluğundan kaçma sebebi geçmişindeki korkunç acıdır.
Hadi, şimdi zamanı biraz geri saralım ve Lee’nin yaşamını bu hale getiren şeyi öğrenelim. geçmişinde sorumsuz ve uç biriymiş.
Tüm zamanını bira içip arkadaşlarıyla masa tenisi oynayarak geçiren. Eşi Randy bu durumdan oldukça rahatsızdır. Lee’nin davranışlarını düzeltmesini istemektedir. Fakat Lee’nin 3 çocuğu olmasına rağmen kendisi de bir çocuktan farksızdır. Çok fazla düşünmeden hareket etmektedir. Randy ve çocukların uyuduğu bir gün, Lee evin ısınması için şömineye birkaç odun atar ve markete gider. Fakat şöminenin koruyucu ızgarasını takmayı unutmuştur. O an farkında olmasa da bu hata onun tüm hayatını altüst edecektir. Geri döndüğünde evinin alevler içinde yandığını fark eder. İtfaiyeciler Randy’yi evden zor kurtarmıştır, fakat Lee’nin 3 çocuğu içeride yanarak ölmüştür.
Hayatı boyunca sorumsuz biri olan Lee, bu hatasıyla çocuklarını kaybetmiştir. Eşi Randy ambulansa kaldırılırken ona yardımcı olmaya çalışır, fakat Randy sedye’deyken ve hareket etmeye mecali yokken bile omzunu Lee’den kaçırır. Ona dokunmasını ve yanında olmasını istemiyor. Çünkü bir anne için evlat acısının ne kadar korkutucu olduğunu yaşayan bilir. Üstelik bu acıya Lee sebep olduğu için onu görmek istemez.
Lee hem çocuklarını hem de eşini kaybetmiştir. Yıkılmış ve çaresiz bir haldedir. Polise ifade verip olanları anlattığında polisler gidebileceğini söylüyor. Lee bu sahnede dokunaklı bir cevap veriyor. “Her şey bu kadar mı?” Bu sorunun sebebi Lee’nin ceza istemesi yaptıklarının bedelini ödemek istemesi fakat şömine ızgarasını takmamak suç değil ihmal Lee’nin yaşadıkları kendisi için büyük bir ceza. Li odadan çıkıp karakolda yürürken bir polisin belinden silahını alıyor ve kafasına götürüyor, fakat silahı çekmeyi unuttuğu için kendini öldüremiyor. O sırada çevredekiler hızlıca Le’yi durduruyor. Eğer silahı direkt kafasına götürmek yerine çekmeyi düşünebilseydi, bir intihar etmiş olacaktı fakat bu küçük detay onu ölümden döndürdü. Sonrasında hayatına devam etmeye çalıştı, fakat bunu yaşamak diyemeyiz. Daha önce de bahsettiğim gibi, tüm gün karın tokluğuna çalışıp yaşadığı büyük acıyı hatırlamamaya çalışıyor. Li artık herhangi bir duygu hissetmiyor, yaşayan bir ölüden farksız. Hayatta Acının iki farklı etkisi vardır: Bazı insanlarda abartılı tepkiler ve ağlama krizleri oluştururken bazı insanlarda eylemsizliğe neden olur. Li, eylemsiz hale gelen insanlardan biri, hareketleri hatta yürüyüşü bile yavaş hiçbir şeye büyük tepkiler verememekte, abisinin ölümünü öğrendiği zaman da ne kadar ruhsuzdu geçmişinde öyle büyük acılar yaşamıştır ki verecek bir tepkisi kalmamış Patrick’in sorumluluğundan kaçma sebebini anlamışsınızdır. Üç çocuğunun ölümüne sebep olduğu ve Patrick’i koruyabileceğine inanmıyor, sevdiği herkese zarar getiren, işe yaramaz biri olduğunu düşünüyor. Sevdikleriyle fazla görüşmemek için taşınmış ve yaşadıklarının bedelini ödemeye çalışmıştır. Li’nin kendine yaptıklarının yeterli bir ceza olduğunu düşünüyorsanız, her şey bununla da bitmiyor. Le, sosyal ortamlarda sık sık kavga çıkartıyor ve fiziksel olarak zarar görüyor. Çünkü kendini affedemiyor ve her zaman daha çok bedel ödemeye çalışıyor acıdan zevk alan bir kişiliği olmuş Li’nin abisi Jo bu durumun farkında, buna rağmen Patrick’in emanet etmesinin bir sebebi ise Joe, Patrick ve Lee’nin birbirlerine iyi geleceğini düşünüyor, Patrick’in hayatına anlam getirmesini amaçlıyor.
Li’nin hayatını değiştirmeyeceğinin farkında Randy kısa bir sohbetten sonra öğreniyoruz ki Randy yaşamına devam etmiş, evlenmiş ve bir bebek bekliyor Lili ise Tıpkı bıraktığı gibidir bir adım bile ileri gitmemiştir Patrick manchester’da yaşıyor kurulu bir düzeni ve arkadaşları var onun yanına taşınmak yerine bastona gitmek ve manasız hayatına devam etmek istiyor bu yüzden de aralarında sürekli bir anlaşmazlık var filmin kritik sahnelerinden biri de Petra yemek için buzluğu açtığı an buzluktan bir sürü tavuk düşüyor Patrick onları yerine koyup dolabın kapağını kapatmayı bir türlü başaramıyor Sonrasında da küçük bir panik atak geçirir Elbette ki etkilendiği şey tavuklar değil babasının Tıpkı buzluk gibi bir nokta tutulmasından dolayı üzgün film boyunca duygularını bastırmıştı ama en ufak bir sorun da ortaya nasıl çıktığını görüyoruz Lee petry bu halde bırakıp gitmek istemiyor fakat patrick’te bastığında taşınmak istemiyor bu anlaşmazlık filmin en büyük çatışması ve linin er geç bir karar vermesi gerekecek ilerleyen sahnelerde Liv ve patric’in Tıpkı Eski günlerdeki gibi iyi anlaştığını görüyoruz zaman onları birbirlerine yakınlaştırmıştır eskisi gibi teknede vakit geçirirler
Her şey iyi giderken filmin en büyük anı yaşanıyor ve Li sokakta yürürken Randy ile karşılaşıyor bir ara yemek yiyebilir miyiz dediğinde le bunu yapamayacağını söylüyor ardından izleyen çoğu insanı hıçkırıklara boğan o meşhur diyalog yaşanıyor sana çok ağır bir şeyler söyledim kalbim kırıktı ama seninki de kırıktı biliyorum Lee Randy’nin sözlerini bölüp geçiştirmeye çalışsa da Randy ağlayarak konuşmaya devam ediyor Lee öylece ölemezsin bu inanılmaz bir cümle Çünkü Lee çok uzun süredir yaşayan bir ölüden farksız olanları bir türlü aşamıyor bu sahnede Randy’ye verdiği cevap da aslında her şeyi çok iyi açıklıyor anlamıyorsun bomboşum artık benden geriye hiçbir şey kalmadı Li bu dokunaklı cümleden sonra konuşmayı daha fazla kaldıramıyor veren deneyin yanından ayrılıyor sahnenin devamında Yine kavga çıkardığını ve kendini acı verdiğini görüyoruz arkadaşları onu bulup yaralarını iyileştirmeye çalışıyor fakat linin asıl yarısı fiziksel değil ruhu sürekli kanamaya devam ediyor tüm film boyunca ifadesiz donuk ve hayalet gibi yaşayan değil ilk kez bu sahnede ağlamaya başlıyor çünkü hissettikleri eylemsizliğini bile kıracak kadar büyük Aslında petrick ile beraber bir şeyler düzelmeye başlamıştı Fakat her şeye rağmen diye düştüğü çukurdan çıkamıyordu filmlerde acı çeken karakterlerin başına bir olay gelir ve zamanla iyileştiklerini görürüz fakat Manchester bayisi bildiğiniz o filmlerden biri değil biz de izlerken Tıpkı Joo gibi Patric’in hayatını değiştireceğini düşünmüştük
Bize hayattaki en büyük acılardan birini gösterdi bu acının etkisiyle de bir insanın yaşarken ölebileceğini geçmişindeki hataların bedelini tüm hayatı boyunca Acı çekerek ödemeye çalıştı Bu durum bana Anton Çehov’un 6 Koğuş eserinde geçen bir cümleyi hatırlatıyor “En acı ve kırıcı olan şey bu hayatın acılara karşılık olarak mükafatla sona ermemesi“ Operadaki gibi zaferle değil ölümle son bulacak olması yani bazı acıların sonunda ödülü yoktur Sadece devam edip durur ta ki her şey ölümle son bulana Tıpkı Lee’nin hissettikleri gibi Çünkü Lee çocuklarını kaybettikten sonra iyileşmek istemiyor kendine yaşattıklarını hak ettiğini ve ölene kadar devam etmesi gerektiğini düşünüyor bunu filmde defalarca görmüştük polislerle konuştuğu sahnede ifade verdikten sonra her şey bu kadar mı diye sormuştu Çünkü tutuklanmayı ve Ceza almayı bekliyordu Ayrıca çalıştığı iş o kadar ağırdı ki onun için bir cezadan farksızdı fakat Filmdeki bir sahne benim Özellikle dikkatimi çekiyor evindeki tesisatla uğraştığı bir amca babasıyla ilgili bir hikaye anlatıyor babam genç bir adamdı teknede çalışırdı bir sabah uyandı ve bir daha geri dönmedi ne bir haber ne de bir yardım çağrısı ona ne olduğunu kimse öğrenemedi bu hikaye size Tanıdık geldi mi evi yandıktan ve ailesini kaybettikten sonra Lil Tıpkı bu amcanın babası gibi bir gün uyandı ve kayboldu Joo’nun ölümüne kadar kimse ondan doğru düzgün bir haber ya da yardım çağrısı duymadı kendisini sürgün etmişti artık onun yüzünden kimsenin canı yanmasını istemiyordu canı yanması gereken tek kişinin kendisi olduğunu düşünüyordu hayata tekrar döner mi bilinmez ama geriye dönüp baktığımızda onu iki dokunaklı cümle ile hatırlıyoruz “Anlamıyorsun Bomboşum Artık Benden Geriye Hiçbir Şey Kalmadı Üstesinden Gelemiyorum.”